Yalnızlığın Nedenleri ve Onunla Başa Çıkma Yolları
Bana bir podcast, Utah'taki Bubblic kullanıcımız tarafından önerilmişti. Bu, ABD Kamu Sağlığı Başhekimi Vivek Murthy ile yalnızlık üzerine yapılmış bir sohbetti.
Vivek Murthy'den Gözlemler
Vivek, Amerika Birleşik Devletleri Kamu Sağlığı Başhekimi olarak ABD'yi dolaşıp pek çok insanla konuşma fırsatı buluyor. Ve konuştuğu insanlarda geleceğe dair çok fazla kaygı ve karamsarlık hissettiğini söylüyor. Bunun dört şeye bağlanabileceğini belirtiyor:
Kaygı ve Karamsarlığa Katkıda Bulunan Etkenler
- Dünya o kadar hızlı hareket ediyor ki bu insanların kaygılanmasına yol açıyor.
- İnsanlar, olumsuz duyguları büyütme eğilimindeki sosyal medyayla çevrili; bu da korku ve kaygıyı körüklüyor ve bize her şeyin bozuk olduğunu hissettiriyor.
- Diyalog eksikliği. Bugünlerde insanlar sosyal medyada paylaştıkları şeylerle nasıl algılanacaklarını fazlasıyla önemsiyor.
- Yalnızlık
Diyaloğun Önemi
Diyalog kurmak yerine, daha çok insanların kendileri hakkında ne düşüneceğini umursama hali var. Bu çok büyük bir sorun; çünkü diyalog genellikle meseleleri, farklılıklarımızı ve kafa karışıklıklarımızı birlikte işleme biçimimizdir. İnsanlara bu alan tanınmazsa, bu sorunları asla çözemezsiniz.
Yalnızlığın Sonuçları
Kaygı ve karamsarlığın nedeni, insanların kendilerini daha yalnız hissetmesi. Amerika'daki insanların yarısından fazlası yalnız hissediyor ve sayılar aslında en çok gençler, genç erkekler ve genç kızlar arasında yüksek. Bu yalnızca zihinsel sağlıkla ilgili sonuçlar doğurmakla kalmiyor, fiziksel sağlıkla ilgili sonuçlar da doğuruyor. Kalp hastalığı ve erken ölüm riskini artırıyor. Vivek ayrıca yalnızlığın bir zihinsel sağlık meselesi olduğundan söz ediyor. Bunu yalnızca ağır bir hastalık olarak sınıflandırmamalı ya da ağır bir hastalığa dönüşmesini beklememeliyiz; çünkü zihinsel sağlık daha çok bir yakıt gibi ele alınmalı. Sahip olduğumuz bir enerji deposu gibi.
Zihinsel Sağlık "Yakıt Deposu" Kavramı
Deponuz boşsa, yapmamız gereken ya da yapmak istediğimiz şeyleri gerçekten yapmamıza izin vermez. Örneğin ailemiz, arkadaşlarımız, iş yerlerimiz ve topluluklarımız için orada olmak gibi. Depomuz boşsa, tanı konulabilir bir ruhsal hastalığımız olmayabilir, ama tam kapasitemize yakın bile işlev göremeyiz. Üzüntüye, umutsuzluğa ve öfkeye kayarız; bu da insanlar arasında genel olarak daha düşük kaliteli etkileşimlere yol açar ve toplumun bütünü için iyi değildir.
Çözüm: Sosyal Etkileşim
Vivek, yalnızlığın çözümünün, enerji depomuzu doldurmanın yolunun sosyal etkileşim olduğunu düşünüyor. Komik bir benzetme yapıyor. Şöyle diyor: "Size, 'Arka bahçeme gittim, bu hapı yaptım. İnanılmaz. Ücretsiz. Alırsanız sağlığınızı iyileştirir, kendinizi daha iyi hissettirir, işteki performansınızı artırır, notlarınızı yükseltir, bağışıklığınızı güçlendirir' desem, 'Beni yazın. Yarın alırım' derdiniz." Meğer sosyal bağ tam olarak böyle bir şey. Sadece onu öncelik haline getirmemiz gerekiyor.
Sosyal Altyapı Kurmak
Bir bütün olarak yüksek işlevli bir toplum olabilmemiz için ülkemizin sosyal altyapısını kurmamız ve yeniden kurmamız gerekiyor. Çünkü geri kalan her şeyi üzerine inşa ettiğimiz temel bu. Örneğin iklim değişikliğini ele alan etkili bir politika istiyorsanız, kırılgan durumdaki insanlar için destek sağlamak, eğitimi güçlendirmek vb. istiyorsanız, sosyal bağa ihtiyacınız var. Çünkü insanlar ancak birbirlerini önemsediklerinde ve birbirlerine yatırım yaptıklarında birlikte savunuculuk yapar, birlikte aynı yöne hareket eder. Birinin sorununa bulunan çözüm, benim sorunum olmasa bile, hepimizin ihtiyaç duyduğu bir çözümdür; çünkü biz tek bir halkız. Biriz.
Sırada Ne Var?
Bu yazıda yalnızlığın neden bu kadar önemli bir mesele olduğunu, toplumumuzun iyi olma hali için sosyal doku inşa etmenin neden bu kadar önemli olduğunu konuştuk. Bir sonraki blog yazısında ihtiyaç duyduğumuz sosyal bağları kurmaya doğru nasıl ilerleyebileceğimiz konusunda onun paylaştığı basit adımları sizinle paylaşacağım.